18 Mart 2025 Salı

“MICKEY 17”, A SATIRICAL SCIENCE FICTION BY DIRECTOR BONG JOON HO

 


MICKEY 17

Premiered at the 75th Berlin International Film Festival on February 15, 2025, Warner Bros. Pictures movie Mickey 17 is Oscar-winning director Bong Joon Ho's first movie after Parasite (2019). Adapted from Edward Ashton's novel Mickey 7, this production, although it is science fiction, falls into the category of satire or sarcastic. Due to the adverse conditions he finds himself in, the Mickey character takes a job as an "Expendable" employee of the expedition team sent to colonize the ice planet Niflheim. In Niflheim, where the atmosphere is unsuitable for humans and there is a food shortage; Mickey, who is sent on dangerous missions, is revived as a clone with a new body, preserving his memory every time he dies.

Stars; Robert Pattinson (“The Batman,” “Tenet”), Naomi Ackie (“Star Wars: Episode IX – The Rise of Skywalker”), Steven Yeun (“Nope”), with Academy Award nominees Toni Collette (“Hereditary”), and Mark Ruffalo (“Poor Things”).



UNIVERSE OF COMMODITIES

In the film, with the character of Mickey, who dies every time to save humanity, the system is criticized by underlining the concepts of exploited working class and mechanization, touching on a kind of capitalism and exploitation theory. Karl Marx, in his popular analysis of the universe of commodities, talks about relations between people appearing in the guise of relations between objects. Just like we see in the movie. Another striking point emerges through the character of Mickey's employer, Kenneth Marshall. The "Master-Slave" dialectic of the German philosopher Georg Wilhelm Friedrich Hegel, who is considered one of the founding figures of modern Western philosophy and among the important thinkers of German Idealism, is seen.



MYSTERIOUS LAYERS OF THE FILM

Director Bong Joon-ho is known for layering his films with hidden meanings, and the master filmmaker shows the same feature again in this film.  In a very short time, one of the digital monitors inside the cloning facility briefly displays a mysterious sentence: "MICKEY 1 WAS NEVER FOUND." The question of whether the first Mickey really went missing, as this words shows, or whether this sentence is a sign of a darker background story and a subtle hint of a deeper mystery in the Mickey 17 universe, is a matter of deep curiosity debated by fans of the movie.




BEHIND THE SCENES

-Sean Bean was originally considered for the role of Mickey before it was given to Robert Pattinson.

-While it's well known that Pattinson plays multiple versions of Mickey due to the cloning process, what many don't realise is that director Bong Joon-ho insisted on filming certain key scenes without Pattinson knowing which version of Mickey he was playing until just before shooting. This method was meant to capture the confusion and existential dread of a clone struggling with his own identity, leading to some of the film's most unsettling and raw performances.

 

-The Trailer for Mickey17 was directed by Marios Hamboulides, ahead of the films release.

EFE TEKSOY

 

REFERENCES AND SOURCES

https://www.imdb.com/

Hegel, G. W. F. (2004). Phenomenology of Spirit (Tinin görüngübilimi), Aziz Yardimli, translate. Istanbul: Idea Yayinevi press

Bumin, T. (2010). Hegel- The Problem of Knowing, Master-Slave Dialectic, Philosophy of Praxis. (Hegel- Bilme Problemi, Efendi-Köle Diyalektiği, Praksis Felsefesi) Istanbul: Yapi Kredi Yayinlari press.

 

 


BONG JOON HO’DAN HİCİVLİ BİR BİLİM KURGU “MICKEY 17”

 


MICKEY 17

15 Şubat 2025'te 75. Berlin Uluslararası Film Festivali'nde prömiyerini yapan Warner Bros. Pictures, Mickey 17, Oscar ödüllü yönetmen Bong Joon Ho’nun, Parasite (2019) filminden sonraki ilk filmi. Edward Ashton'ın Mickey 7 romanından uyarlanan bu yapım, her ne kadar bilim kurgu olsa da temelinde satir ya da hiciv kategorisine giriyor. Mickey karakteri, içinde bulunduğu olumsuz şartlar nedeniyle, Buz gezegeni Niflheim’ı kolonileştirmek için gönderilen keşif ekibinin “Harcanabilir” bir çalışanı olarak işe giriyor. Atmosferin insanlar için uygun olmadığı ve yiyecek sıkıntısının baş gösterdiği Niflheim’da; tehlikeli görevlere gönderilen Mickey, her öldüğünde hafızası korunarak yeni bir bedenle tekrar klon şeklinde yeniden canlandırılmaktadır.

Oyuncu kadrosunda; Robert Pattinson (“The Batman”, “Tenet”), Naomi Ackie (“Star Wars: Episode IX – The Rise of Skywalker”), Steven Yeun (“Nope”), Akademi Ödülü adayları Toni Collette (“Hereditary”) ve Mark Ruffalo (“Poor Things”) yer alıyor.




METALAR EVRENİ

Filmde insanlığı kurtarmak için her seferinde ölüme giden Mickey karakteriyle, sömürülen işçi sınıfı ve makineleşme kavramlarının altı çizilerek bir tür kapitalizm ve sömürü teorisine değinerek sistem eleştirisi yapılıyor. Karl Marx, metalar evrenine dair popüler tahlilinde, insanlar arası ilişkilerin nesneler arası ilişkiler kılığında ortaya çıktığında bahseder. Tıpkı filmde gördüğümüz gibi. Bir başka dikkat çekici nokta ise, Mickey’nin işvereni Kenneth Marshall karakteri üzerinden karşımıza çıkıyor. Modern Batı felsefesinin kurucu figürlerinden biri olarak kabul edilen ve Alman İdealizmi’nin önemli düşünürleri arasında yer alan Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in ‘’Efendi-Köle’’ diyalektiği görülüyor.



FİLMİN GİZEMLİ KATMANLARI

Yönetmen Bong Joon-ho filmlerini gizli anlamlarla katmanlandırmasıyla bilinir, usta film yapımcısı bu filmde de yine aynı özelliğini gösteriyor.  Çok kısa bir süre içerisinde klonlama tesisinin içindeki dijital monitörlerden biri kısa bir süreliğine gizemli bir cümle gösteriyor: "MICKEY 1 ASLA BULUNAMADI." Bu yazının gösterdiği gibi gerçekten de ilk Mickey kayıp mı oldu, yoksa bu cümle daha karanlık bir arka plan hikayesinin bir işareti ve Mickey 17 evrenindeki daha derin bir gizemin ince bir ipucu mu olduğu soruları filmin hayranları tarafından tartışılan derin bir merak konusu.

 

 


 

KAMERA ARKASI

-Mickey rolü ilk başta Sean Bean'e verilmişti ancak daha sonra rol Robert Pattinson'a verildi.

-Başrol oyuncusu Robert Pattinson'ın klonlama süreci nedeniyle Mickey'nin birden fazla versiyonunu canlandırdığı iyi bilinse de, pek çok kişinin farkında olmadığı şey, yönetmen Bong Joon-ho'nun Pattinson'ın hangi Mickey versiyonunu canlandırdığını çekimden hemen önce bilmeden belli başlı sahneleri çekmekte ısrar etmesidir. Bu yöntem, kendi kimliğiyle mücadele eden bir klonun kafa karışıklığını ve varoluşsal korkusunu yakalamayı amaçlıyordu ve filmin en rahatsız edici ve ham performanslarından bazılarını da ortaya çıkardı.

-Mickey17'nin fragmanı, filmin vizyona girmesinden önce Marios Hamboulides tarafından yönetildi.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY

 

KAYNAKÇA

https://www.imdb.com/

Hegel, G. W. F. (2004). Tinin görüngübilimi (Çev.Yardımlı, Aziz). İstanbul: İdea Yayınevi

Bumin, T. (2010). Hegel- Bilme Problemi, Efendi-Köle Diyalektiği, Praksis Felsefesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.


28 Şubat 2025 Cuma

CONCLAVE, LEADS WITH 12 BAFTA AWARD NOMINATIONS

 



CONCLAVE

Conclave, which premiered at the 51st Telluride Film Festival on August 30, 2024, is adapted from Robert Harris' 2016 novel. This film, which was nominated for 12 BAFTA awards and 6 GOLDEN GLOBE awards (and won the Golden Globe for its screenplay), was selected as one of the 10 best films of 2024 by the National Board of Review and the American Film Institute. "CONCLAVE", which received OSCAR nominations in 8 categories, including "Best Film" for the 97th ACADEMY AWARDS, is directed by Edward Berger. This political thriller, considered one of the strongest films of the awards season, is about one of the world's most secret and ancient events, the election of the new Pope.

Conclave movie; It is a production that touches on the internal politics and political mystery of the Catholic Church and attracts attention with its strong cinematography and successful cast.



TOPIC OF THE FILM

During the election process of the new pope, Cardinal Lawrence finds himself in the middle of a conspiracy that could shake the foundations of the Church. As divisions, scandals, alliances, political rivalries and intrigues within the Vatican intensify, Cardinal Lawrence realizes that the deceased Pope has passed away with some critical secrets that must be revealed before the new Pope is elected.

Stars; Ralph Fiennes, Stanley Tucci, John Lithgow, Isabella Rossellini, John Lithgow, Lucian Msamati, Jacek Koman, Sergio Castellitto, Carlos Diehz, Brían F. O'Byrne and Thomas Loibl.



 

BEHIND THE SCENES

In the novel, Cardinal Benitez is a Filipino, and from the Archdiocese of Baghdad, not Kabul.

Location shooting took place at Royal Palace of Caserta, 35km north of Naples - the main residence of the rulers of the Kingdom of Naples.

The word conclave is derived from the Latin meaning of "a place that can be locked up," or come (together) and clavis (key).

In the novel, Ralph Fiennes's character is named Cardinal Lomeli.

EFE TEKSOY


12 DALDA BAFTA ÖDÜLÜ ADAYI FİLM “CONCLAVE”

 



CONCLAVE

30 Ağustos 2024'te 51. Telluride Film Festivali'nde prömiyerini yapan Conclave, Robert Harris'in 2016 tarihli romanından uyarlandı. 12 dalda BAFTA ödülü adayı ve 6 dalda ALTIN KÜRE ödülüne aday gösterilen  (ve senaryosuyla Altın Küre’yi kazanan) film, Ulusal İnceleme Kurulu ve Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2024'ün en iyi 10 filminden biri seçildi. 97. AKADEMİ ÖDÜLLERİ için “En İyi Film” dahil 8 dalda OSCAR adaylığı elde eden “CONCLAVE / KONSEY”, 4 Oscar’lı “BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK”un yönetmeni Edward Berger imzasını taşıyor. Ödül sezonunun en güçlü filmlerinden birisi olarak gösterilen bu politik gerilim filmi, dünyanın en gizli ve kadim olaylarından, yeni Papa’nın seçilmesi sürecini konu alıyor.

Conclave filmi; Katolik Kilisesi'nin iç siyasetine ve politik gizemine değinen,  güçlü sinematografisi ve başarılı oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bir yapım.



FİLMİN KONUSU

Kardinal Lawrence, yeni Papa’nın seçilme sürecinde kendisini, Kilise’nin temellerini sarsabilecek bir komplonun ortasında bulur. Bölünmeler, skandallar, ittifaklar, Vatikan içindeki siyasi rekabet ve entrikalar yoğunlaşırken Kardinal Lawrence, ölen Papa’nın yeni Papa seçilmeden önce mutlaka ortaya çıkarılması gereken bazı kritik sırlarla hayata gözlerini yumduğunu fark eder.

Oyuncu kadrosunda; Ralph Fiennes, Stanley Tucci, John Lithgow, Isabella Rossellini, John Lithgow, Lucian Msamati, Jacek Koman, Sergio Castellitto, Carlos Diehz, Brían F. O'Byrne ve Thomas Loibl yer alıyor.



KAMERA ARKASI

Romanda Kardinal Benitez Filipinlidir ve Kabil'den değil Bağdat Başpiskoposluğundandır.

Mekan çekimi, Caserta Kraliyet Sarayı, Napoli'nin 35 km kuzeyinde - Napoli Krallığı yöneticilerinin ana ikametgahı’nda gerçekleştirildi.

Conclave kelimesi Latince "Kilitlenebilen yer" veya gel (birlikte) ve clavis (anahtar) anlamlarından türetilmiştir.

Romanda Ralph Fiennes'in canlandırdığı karakterin adı Kardinal Lomeli'dir.

 

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY

 


28 Aralık 2024 Cumartesi

“THE BOY AND THE HERON”, A NEW ANIMATED MASTERPIECE FROM THE GREAT MASTER HAYAO MIYAZAKI

 







ANIMATION OF THE YEAR

The Boy and the Heron, which heralded the great master Hayao Miyazaki's magnificent return to cinema after a decade, made its international premiere at the 48th Toronto International Film Festival as the opening film on September 7, 2023. And thus, it made history as the first animated film to open the Toronto International Film Festival. Oscar-winning director Hayao Miyazaki, one of Japan's greatest animation directors, created this animation based on Genzaburô Yoshino's 1937  "How Do You Live?" Inspired by his novel. This production grossed $167 million worldwide and was honored with numerous awards; It received the BAFTA Award for Best Animated Feature at the 77th British Academy Film Awards, the Golden Globe Award for Best Animated Feature at the 81st Golden Globe Awards, and the OSCAR Award for Best Animated Feature at the 96th Academy Awards. The entire production, signed by the famous animation company Studio Ghibli, was hand-drawn by a team of 60 people, and with a budget of 50 million dollars, it has the potential to be the highest-budget production among Japanese films, anime and live action productions to date. Production timeline; It takes an average of 7 years, including 2.5 years for pre-production activities and approximately 5 years for the production phase.

English Voice Cast; Christian Bale, Florence Pugh, Robert Pattinson, Dave Bautista, Gemma Chan, Karen Fukuhara, Mark Hamill and Willem Dafoe.



STUDIO GHIBLI AND MASTER MIYAZAKI

Although the animations produced by Studio Ghibli, which was founded by Hayao Miyazaki, Isao Takahata and Toshio Suzuki in 1985, vary in terms of content and tone, their main theme is environmentalism, that is, the way human beings interact with nature. In addition, the company, Anthropomorphism and Zoomorphism, that is, the use of characters in animal form, are the basic characteristics of Ghibli films. These uses, combined with the process of metamorphosis, indicate changes in character and meaning. These motifs and themes underlying the story remind us of the psychological studies on behaviorism of B. F. Skinner, an American social philosopher, psychologist and psychologist who was a Professor of Psychology at Harvard University. In his concept of Radical Behaviorism, which carries the belief that animal behavior can be usefully studied and compared to human behavior, B. F. Skinner argues that experiential factors play an important role in determining the behavior of many complex organisms and that the study of these issues is an important field of research in itself.




THE JOURNEY OF THE GHIBLI CHARACTER

Another detail is that the main character of Ghibli films is generally either a child or a young adult. The reason for this is that, unlike the materialism that surrounds their parents, children are more vulnerable to facing serious danger because their ability to perceive the threat and be affected by it is not developed. In addition, the fact that the leading actor is a child makes the young audience identify more with the film. In the movie The Boy and the Heron, we see that these common elements and themes are adhered to. Master artist Miyazaki; Through surreal characters, it allows us to discover a secret world that exists within us but that we are not aware of, and once again conveys to the audience the fantastic and spiritual dimension that adult rationality cannot capture due to logic and reason, by turning it upside down through the eyes of a child. Described as partially autobiographical, The Boy and the Heron has parallels with Hayao Miyazaki's life. The hospital fire in the film's opening sequence has personal parallels with Miyazaki's loss of his mother, who was known for her strong views and is believed to have inspired many of the director's female characters. In the film, we see that the theme of war in the works of master director Miyazaki is repeated once again, in the story set during the World War II period; It touches on historical events such as the Battle of Saipan (Operation Forager), which took place on the Pacific front of the Second World War between June 15 and July 9, 1944.




COLOR ANALYSIS IN MIYAZAKI'S CINEMA

When the main character, Mahito, finally finds his stepmother in the other world, it turns out that her room is not a "birthing room" as the other characters say, but is actually a tomb. The white paper strips surrounding his stepmother attack Mahito. The reason for this is that these stripes are Shide (Shinto). It is used in Shinto rituals in Japan to separate and purify religious and sacred areas. We see that white paper strips contain different meanings when viewed from a semiotic perspective. Another important detail in Spielberg’s cinema is that white has a visually important place in the color palette. French philosopher Roland Barthes is the master of thought and writing of the XX. century and one of the founders of European semiotics. Barthes influenced the development of schools of theory, including structuralism, semiotics, social theory, design theory, anthropology, and post-structuralism. Barthes, together with the Swiss philosopher Ferdinand de Saussure, known as the 'father' of twentieth-century linguistics, and the American pragmatist philosopher Charles Sanders Peirce, enabled the development of the boundaries of semiotics, on which he laid the foundation. The great French essayist and critic Barthes states in his work 'The Semiotic Challenge' that the color white conveys a certain idea about luxury and femininity. The white stripes, whose purpose in the movie is to keep death away from the grave and protect Natsuko, actually protect and defend a kind of purity and innocence. The distinctive color palette in Miyazaki's cinema is especially evident in the use of harsh tones. The aesthetic lines of cities and villages are separated from the natural framework by clear lines. The dominant colors White and Gray were used by the Spanish Golden Age painter Diego Velázquez, who used them in a way that no other painter had used before him, and It reminds us of the color perspectives in the works of El Greco, who is considered the pioneer of Expressionism and Cubism.






COGNITIVE LAYERS

Studio Ghibli founders Hayao Miyazaki and Isao Takahata are prominent members of labor unions at Toei Studios, and their commitment to social justice is also evident in the societies that adorn their films. Socio-political and social issues such as War, Industrial Revolution, Consumer Society, and the contradiction between technological progress and natural life are conveyed to the audience with a socialist observation. In this movie, during the Pacific War in Tokyo, Mahito loses his mother in a hospital fire. Mahito's father, Shoichi, an aerial munitions factory owner, marries his late wife's sister, Natsuko, and they move to stepmother Natsuko's rural estate (just as director Miyazaki's family was forced to migrate from the city to the countryside during the war). Here the character Mahito encounters a strange gray heron who leads him to a sealed tower, the last known location of his stepmother Natsuko's architect great-uncle. This meeting is actually the most important breaking moment in the story, the Plot Point. Because the Gray Heron (sort of taking on the role of the Rabbit in the Alice in Wonderland story) takes Mahito out of the real world and takes him into the depths of the dream world. While the story initially follows a tragic and dramatic structure, as it progresses, we see that it takes steps towards a cosmogonic and chaotic parallel world, based on a classical fairy tale archetype. However, we see that this enchanted and magical world is actually a deconstructed post-modern universe of signs loaded with layers of meaning (in the words of the French post-structuralist philosopher Jacques Derrida). Today's leading philosopher and cultural theorist Byung-Chul Han, in his philosophy book titled "The Best of Fun"; “While entertainment claims to aim only to entertain and please, it shows its effect by infiltrating cognitive layers.” He states that he achieved this thanks to his semantic and cognitive structure. The cognitive layers mentioned by Byung-Chul Han; We see that the animation and the characters in it reach the audience.

 



COGNITIVE LAYERS

Studio Ghibli founders Hayao Miyazaki and Isao Takahata are prominent members of labor unions at Toei Studios, and their commitment to social justice is also evident in the societies that adorn their films. Socio-political and social issues such as War, Industrial Revolution, Consumer Society, and the contradiction between technological progress and natural life are conveyed to the audience with a socialist observation. In this movie, during the Pacific War in Tokyo, Mahito loses his mother in a hospital fire. Mahito's father, Shoichi, an aerial munitions factory owner, marries his late wife's sister, Natsuko, and they move to stepmother Natsuko's rural estate (just as director Miyazaki's family was forced to migrate from the city to the countryside during the war). Here the character Mahito encounters a strange gray heron who leads him to a sealed tower, the last known location of his stepmother Natsuko's architect great-uncle. This meeting is actually the most important breaking moment in the story, the Plot Point. Because the Gray Heron (sort of taking on the role of the Rabbit in the Alice in Wonderland story) takes Mahito out of the real world and takes him into the depths of the dream world. While the story initially follows a tragic and dramatic structure, as it progresses, we see that it takes steps towards a cosmogonic and chaotic parallel world, based on a classical fairy tale archetype. However, we see that this enchanted and magical world is actually a deconstructed post-modern universe of signs loaded with layers of meaning (in the words of the French post-structuralist philosopher Jacques Derrida). Today's leading philosopher and cultural theorist Byung-Chul Han, in his philosophy book titled "The Best of Fun"; “While entertainment claims to aim only to entertain and please, it shows its effect by infiltrating cognitive layers.” He states that he achieved this thanks to his semantic and cognitive structure. The cognitive layers mentioned by Byung-Chul Han; We see that the animation and the characters in it reach the audience.

 




THE QUEST FOR FREEDOM AND INDEPENDENCE

However, when viewed within the framework of existence, the problem of freedom and the story arise in direct proportion. In this new life where Mahito moves and starts a new life, he searches for a kind of freedom in the hope of breaking his ties with the past. Looking at its essence, Mahito's character creates an idealistic personality profile. When we look at the history of philosophy; Georg Wilhelm Friedrich Hegel, the greatest name of "objective idealism", Descartes, the representative of "subjective idealism", Edmund Husserl, the founder of phenomenology, who rejected the concept of "transcendental self" but put the principle of "intentionality" (Intentionnalité) at the center of philosophy, and "phenomenon-noumena" dualism completely. Within the framework of critical idealist Immanuel Kant, we observe different types of idealism in the history of thought. When we look at The Boy and the Heron through the character of Mahito, we see (just like Sartre's path in the history of philosophy) arguments such as the priority of "being-in-itself" over "being-for-itself" and that consciousness has no content of its own, and almost the opposite. We see that he has adopted a "conscious idealism" with an orientation.

EFE TEKSOY

 

 

REFERENCES AND SOURCES

https://www.imdb.com/

BARTHES, Roland. (The Semiotic Challenge), Göstergebilimsel Serüven, Mehmet Rifat-Sema Rifat, translate İstanbul: Yapı Kredi Yayınları press, 2018

Colin Odell, Michelle Le Blanc, Studio Ghibli: Hayao Miyazaki and Isao Takahata Films (Stüdyo Ghibli: Hayao Miyazaki ve Isao Takahata Filmleri), Barış Baysal, translate, İstanbul: Kalkedon Yayınları press, 2011

GOFFMAN, Erving. The Presentation of Self in Everyday Life (Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu), Barış Cezar, translate, İstanbul: Metis yayınları press, 2020

HAN, Byung-Chul, Good Entertainment: A Deconstruction of the Western Passion Narrative (Eğlencenin İyisi: Batı Sanatında Ciddi/Eğlenceli İkiliği),  Haluk Barışcan, translate, İstanbul: Metis Yayınları press, 2023

SKINNER, B.F. (1974). About Behaviorism. New York: Knopf.

SARTRE, Jean-Paul. Being and Nothingness (Varlık ve Hiçlik: Fenomenolojik Ontoloji Denemesi), Turhan Ilgaz, Gaye Ç. Eksen, translate, İstanbul: İthaki Yayınları press, 2011.

SARTRE, Jean-Paul. Existentialism Is a Humanism (Varoluşçuluk), Asım Bezirci, translate, İstanbul: Say Yayınları press, 1985.

SARTRE, Jean-Paul. The Transcendence of the Ego: An Existentialist Theory of Consciousness (Ego’nun Aşkınlığı: fenomenolojik bir betimlemenin taslağı), Serdar Rifat Kırkoğlu, translate, İstanbul: Hil yayınları press, 2018

 

 


BÜYÜK USTA HAYAO MİYAZAKİ’DEN YENİ BİR ANİMASYON BAŞYAPITI “ÇOCUK VE BALIKÇIL (THE BOY AND THE HERON)”

 


 

YILIN ANİMASYONU

Büyük usta Hayao Miyazaki’nin on yıl aradan sonra sinemaya muhteşem dönüşünü müjdeleyen The Boy and the Heron, Uluslararası prömiyerini 7 Eylül 2023’te açılış filmi olarak 48.  Toronto Uluslararası Film Festivali‘nde yaptı. Ve böyleye Toronto Uluslararası Film Festivali’nin açılışını yapan ilk animasyon filmi olarak tarihe geçti. Japonya‘nın en büyük animasyon yönetmenlerinden birisi olan Oscar ödüllü sanatçı, bu animasyonu Genzaburô Yoshino‘nun 1937 tarihli “How Do You Live?” adlı romanından esinlendi. Dünya çapında 167 milyon dolar hasılat elde eden ve sayısız ödülle onurlandırılan bu yapım; 77. Britanya Akademi Film Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film dalında BAFTA Ödülü aldı, 81. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film dalında Altın Küre Ödülünü ve 96. Akademi Ödülleri’nde En iyi Animasyon OSCAR ödülünün sahibi oldu. Ünlü animasyon şirketi Studio Ghibli imzasını taşıyan yapımın tamamı 60 kişilik bir ekip tarafından elle çizildi ve 50 milyon dolarlık bütçesiyle bugüne kadar ki Japon filmleri, animeleri ve canlı aksiyon yapımları arasında potansiyel olarak en yüksek bütçeye sahip yapım olma özelliğini taşıyor. Üretim zaman çizelgesi; prodüksiyon öncesi faaliyetlere ayrılan 2,5 yılı ve üretim aşaması için yaklaşık 5 yılı kapsayan, ortalama 7 yıllık bir süreç içeriyor.

İngilizce seslendirme kadrosunda; Christian Bale, Florence Pugh, Robert Pattinson, Dave Bautista, Gemma Chan, Karen Fukuhara, Mark Hamill ve Willem Dafoe gibi yıldız isimler yer alıyor.

STUDIO GHIBLI VE USTA MİYAZAKİ

1985 tarihinde Hayao MiyazakiIsao Takahata ve Toshio Suzuki tarafından kurulan Studio Ghibli’nin ürettiği animasyonlar, her ne kadar içerik ve ton açısından farklılık gösterse de, ana temaları çevreciliktir yani insanoğlunun doğayla etkileşim kurma yöntemidir. Ayrıca şirket; Antropomorfizm- İnsan biçimcilik ve Zoomorfizm yani hayvan biçimindeki karakter kullanımları Ghibli filmlerinin temel niteliğidir. Bu kullanımları metamorfoz süreciyle birleştirilerek karakter ve anlamda değişimlere işaret eder.

RADİKAL DAVRANIŞÇILIK

Hikayenin arka planında yatan bu motifler ve temalar, bizlere Harvard Üniversitesi‘nde Psikoloji Profesörlüğü yapmış olan Amerikalı sosyal filozof, psikolog ve ruh bilimci B. F. Skinner’ın, davranışçılık üzerine olan psikolojik çalışmalarını anımsatır. B. F. Skinner, hayvan davranışının yararlı bir şekilde incelenebileceği ve insan davranışıyla karşılaştırılabileceği inancını taşıyan Radikal Davranışçılık kavramında, birçok karmaşık organizmanın davranışını belirlemede deneyimsel faktörlerin önemli bir rol oynadığını ve bu konuların incelenmesinin başlı başına önemli bir araştırma alanı olduğunu ileri sürer.

 

GHIBLI KARAKTERİNİN YOLCULUĞU

Bir diğer ayrıntı ise, Ghibli filmlerinin ana karakteri genel olarak ya bir çocuk ya da genç bir yetişkindir. Bunun sebebi ise, ebeveynlerini sarmalayan materyalizmden farklı olarak çocukların tehdidi algılama ve ondan etkilenme yetileri gelişmediği için ciddi bir tehlike ile yüzleşmeye daha açık olmaları. Ayrıca başrol oyuncusunun çocuk olması, genç izleyici kitlesinin filmle daha çok özdeşleşme sağlamasıdır. The Boy and the Heron filminde de, yine bu ortak öğe ve temalara sadık kalındığını görüyoruz. Usta sanatçı Miyazaki; sürreal karakterler aracılığıyla, içimizde olan ama farkında olmadığımız gizli bir dünyayı yine keşfetmemizi sağlıyor ve mantık ile akıl nedeniyle yetişkin akılcılığının yakalayamayacağı fantastik ve ruhani boyutu, çocuk gözünden ters yüz ederek bir kez daha izleyiciye aktarıyor.

KİŞİSEL PARALELLİK

Kısmen otobiyografik olarak tanımlanan The Boy and the HeronHayao Miyazaki’nin hayatıyla paralellikler taşıyor. Filmin açılış sekansındaki hastane yangını, Miyazaki’nin, güçlü görüşleriyle tanınan ve yönetmenin birçok kadın karakterine ilham kaynağı olduğuna inanılan annesini kaybetmesiyle kişisel paralellikler barındırıyor. Filmde usta yönetmen Miyazaki’nin eserlerindeki savaş temasının bir kere daha yinelendiğini görüyoruz, II. Dünya Savaşı Dönemi’nde geçen hikayesinde; Pasifik Cephesi’nde 15 Haziran ile 9 Temmuz 1944 arasında gerçekleşmiş olan Saipan Muharebesi (Operation Forager) gibi tarihsel olaylara değiniyor.

 

MIYAZAKI SİNEMASINDA RENK KULLANIMI

Ana karakter Mahito nihayet diğer dünyada üvey annesini bulduğunda, onun odası diğer karakterlerin söylediği gibi bir “doğum odası” değil, aslında bir mezar olduğu görülür. Üvey annesinin etrafının saran beyaz kağıt şeritler, Mahito’ya saldırır. Bunun sebebi ise, bu şeritlerin Shide (Shinto) olmasıdır. Japonya’daki Şinto ritüellerinde dini ve kutsal alanları ayırmak ve arındırmak için kullanılmaktadır. Beyaz renkteki kağıt şeritlerin, gösterge bilimsel anlamda bakıldığında farklı anlamlar içerdiğini görmekteyiz. Avrupa göstergebiliminin (semiyotik) kurucularından ve XX. yüzyılın düşünce ve yazı ustası Fransız filozof Roland Barthes, yapısalcılık, göstergebilim, sosyal teori, tasarım teorisi, antropoloji ve post-yapısalcılık dahil olmak üzere, teori okullarının gelişimini etkilemiştir. Yirminci yüzyılın dilbiliminin ‘babası’ olarak anılan İsviçreli filozof Ferdinand de Saussure ile Amerikalı pragmatist filozof Charles Sanders Peirce‘in temelini attığı göstergebilimin sınırlarının gelişmesini sağlayarak, semiyolojinin temel ilke ve kavramlarını ortaya koymuş ve metin kuramının gelişmesini sağlamıştır. Büyük Fransız denemeci ve eleştirmen Barthes ‘Göstergebilimsel Serüven’ adlı yapıtında, beyaz rengin lüksle ve kadınlıkla (dişilikle) ilgili belli bir düşünceyi aktardığını belirtir. Filmdeki amaçları ölümü mezardan uzak tutmak ve Natsuko’yu korumak olan beyaz şeritler, aslında bir nevi saflığı ve masumluğu koruyup kollamaktadır. Miyazaki sinemasındaki ayırt edici renk paleti, özellikle sert tonlardaki renk kullanımında ortaya çıkar. Şehirlerin ve köylerin estetik çizgileri, doğal çerçeveden belirgin hatlarla ayrılır. Baskın olarak kullandığı Beyaz ve Gri renkler, kendisinden önce hiçbir ressamın kullanmadığı biçimde kullanan İspanyol Altın Çağ ressamı Diego Velázquez ve Ekspresyonizmin ve Kübizm’in öncüsü kabul edilen El Greco’nun çalışmalarındaki renk perspektifllerini çağrıştırmaktadır.

 

BİLİŞSEL KATMANLAR

Studio Ghibli’nin kurucuları Hayao Miyazaki, Isao Takahata, Toei Stüdyolarındaki işçi sendikalarının önde gelen üyeleridir ve onların toplumsal adalete bağlılıkları, filmlerini süsleyen toplumlarda da belirgindir. Savaş, Sanayi Devrimi, Tüketim toplumu, teknolojik ilerleme ile doğal hayat arasındaki çelişki gibi sosyo-politik ve toplumsal meseleler sosyalist bir gözlemle izleyiciye aktarılır. Bu filmde de, Tokyo‘daki Pasifik Savaşı sırasında Mahito, annesini bir hastane yangınında kaybeder. Mahito’nun hava mühimmat fabrikası sahibi olan babası Shoichi, merhum eşinin kız kardeşi Natsuko ile evlenir ve (tıpkı yönetmen Miyazaki’nin ailesi savaş sırasında şehirden kırsala göç etmek zorunda kalması gibi) üvey anne Natsuko’nun kırsal mülküne taşınırlar. Burada Mahito karakteri, kendisini üvey annesi Natsuko’nun mimar büyük amcasının bilinen son yeri olan mühürlü bir kuleye götüren tuhaf bir gri balıkçılla karşılaşır. İşte bu tanışma, aslında hikayedeki en önemli kırılma anı yani Dönüm Noktası’dır (Plot Point). Çünkü Gri Balıkçıl, (bir nevi Alice in Wonderland hikayesindeki Tavşan’ın rolünü üstlenerek) Mahito’yu gerçek dünyadan çıkarır ve hayal dünyasının derinliklerine götürür. Hikaye başlangıçta trajik ve dramatik bir yapı izlerken, ilerledikçe klasik bir peri masalı arketipinden yola çıkarak kozmogonik ve kaotik türde paralel bir dünya doğru adım attığını görmekteyiz. Fakat bu büyülü ve sihirli dünyanın da, kendi içerisinde aslında anlam katmanlarıyla yüklü (Fransız post-yapısalcı filozof Jacques Derrida’nın tabiriyle) yapısöküme uğratılmış post-modern bir göstergeler evreni olduğunu görmekteyiz. Günümüzün önde gelen filozofu ve kültür kuramcısı Byung-Chul Han, ‘’Eğlencenin İyisi’’ adlı felsefe kitabında; “Eğlence sadece eğlendirmek ve hoşnutluk vermeyi amaçladığını iddia ederken, bilişsel katmanlara sızmasıyla gösterir etkisini.” diyerek, bunu semantik ve bilişsel yapısı sayesinde başardığını aktarır. Byung-Chul Han’ın bahsettiği bilişsel katmanlara; animasyonun ve içerisindeki karakterlerin, izleyiciler üzerinden ulaştığını görmekteyiz.

 

BIRDMAN

Ardından Gri Balıkçıl’ın, aslında kostüm giymiş bir Kuşadam/Birdman olduğu ortaya çıkar. Yirminci yüzyılın en etkili Amerikan sosyoloğu olarak kabul edilen Erving Goffman, Amerikan Sosyoloji Derneği‘nin 73. Başkanıydı. Toplumsal etkileşim üzerine ortaya koyduğu kavramlarla sosyoloji dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. ‘’Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu’’ adlı kitabı, Uluslararası Sosyoloji Derneği tarafından sosyoloji alanında 20. yüzyıl boyunca yazılmış en önemli 10. kitap olarak takdim edilir ve Amerikan Sosyoloji Derneği‘nin MacIver ödülünü almıştır. Kitap, insanların gündelik hayatta pek çok performans sergilediğini ve etkili izlenim bırakmak için çeşitli maskeler takındığımızı belirtir. Goffman; “Düşüncelerinden emin olan, konumuyla gurur duyan veya görevini yerine getirme kaygısı taşıyan herkes trajik bir maske takar.” diyerek, aslında kişinin kendisi olması için maskeyi görevlendirdiğini ve insanın tüm kibrini ona aktardığını belirtir. Tıpkı Birdman karakterinin, Gri Balıkçıl kostümüne bürünerek uyguladığı gibi. The Boy and the Heron adlı animayonda; Mahito karakterinin içsel yolculuğu, bizlere kimlik ve varoluşla ilgili derin soruları ardı sıra getirmektedir. Felsefede Varoluşçuluk akımının babası olarak anılan Jean-Paul Sartre, 1943 tarihli başyapıtı Varlık ve Hiçlik kitabında; özgürlük felsefesinin temelini oluşturan kavramların ayrıntılı fenomenolojik tasvirlerini yapar ve  “mutlak” özgürlük anlayışını savunur. Bununla birlikte var olmak algılanmaktır diyen İngiliz deneyci geleneğinin ve Aydınlanma Düşüncesinin en önemli filozoflarından George Berkeley ve varoluşun kanıtını düşünme kavramında gören modern rasyonalizmin kurucusu olarak kabul edilen Fransız matematikçi, filozof ve bilim insanı René Descartes ile birlikte, burada kimlik ile varoluş arasındaki bağıntıyı görmekteyiz. Bununla birlikte, Avangart edebiyatın büyük ustası ve Modern Amerikan edebiyatının dil cambazı Gertrude Stein, Var olmak ana dahil olmak ve o “kesintisiz şimdiyi” yazmaktır der. Stein’ın ilkelerine göre bakıldığında, Mahito karakterinin belirgin bir kimliği yoktur. Fakat başarıyı kazandıktan sonra Mahito artık olgunlaşır ve karakteristik bir kimlik kazanmasıyla birlikte, nihai varoluş sorunsalı da sonunda ortadan kalkar.

 

ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI

Bununla birlikte varoluş çerçevesinde bakıldığında özgürlük sorunsalı da hikaye de doğru orantılı olarak baş gösterir. Mahito, taşındığı ve yeni bir hayata başladığı bu yeni yaşamında, geçmişle bağlarını koparma umuduyla bir nevi özgürlük arayışına çıkmaktadır. Özüne bakıldığında Mahito karakteri, idealist bir kişilik profili oluşturmaktadır. Felsefe tarihine baktığımızda; “nesnel idealizm”in en büyük ismi Georg Wilhelm Friedrich Hegel, “öznel idealizm”in temsilcisi Descartes, “transandantal ben” kavramını reddetmekle birlikte “yönelmişlik” (Intentionnalité) ilkesini felsefenin merkezine koyan fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl ve “fenomen-numen” ikiciliğini tamamen reddeden eleştirel idealist Immanuel Kant çerçevesinde, düşünce tarihindeki farklı idealizm türlerini gözlemleriz. Mahito karakteri aracılığıyla The Boy and the Heron’a baktığımızda, (tıpkı Sartre’nin felsefe tarihinde izlediği yolda olduğu gibi) “kendinde-varlık”ın “kendi için varlık”a göre önceliği ve bilincin kendine ait hiçbir içeriğinin bulunmaması gibi savlarla ve neredeyse tersine bir yönelimle, bir “bilinç idealizmi”ni benimsemiş olduğunu görüyoruz.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY

 

Kaynakça

https://www.imdb.com/

BARTHES, Roland. Göstergebilimsel Serüven, çev. Mehmet Rifat-Sema Rifat, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2018

Colin Odell, Michelle Le Blanc, Stüdyo Ghibli: Hayao Miyazaki ve Isao Takahata Filmleri, çev. Barış Baysal, İstanbul: Kalkedon Yayınları, 2011

GOFFMAN, Erving. Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu, çev. Barış Cezar, İstanbul: Metis yayınları, 2020

HAN, Byung-Chul, Eğlencenin İyisi: Batı Sanatında Ciddi/Eğlenceli İkiliği, çev. Haluk Barışcan, İstanbul: Metis Yayınları, 2023

SKINNER, B.F. (1974). About Behaviorism. New York: Knopf.

SARTRE, Jean-Paul. Varlık ve Hiçlik: Fenomenolojik Ontoloji Denemesi, çev. Turhan Ilgaz, Gaye Ç. Eksen, İstanbul: İthaki Yayınları, 2011.

SARTRE, Jean-Paul. Varoluşçuluk, çev.Asım Bezirci, İstanbul: Say Yayınları, 1985.

SARTRE, Jean-Paul. Ego’nun Aşkınlığı: fenomenolojik bir betimlemenin taslağı, çev. Serdar Rifat Kırkoğlu, İstanbul: Hil yayınları, 2018