3 Eylül 2020 Perşembe

DISNEY'DEN SİHİR DOLU BİR MACERA FİLMİ: MAGIC CAMP





SİHİR KAMPINA YOLCULUK

'Disney +' platformunda yayınlanan eğlenceyle dolu aile filmi 'Magic Camp', izleyicilere muhteşem bir serüven sunuyor. Dijital TV platformu 'Disney +', muazzam içeriklerini yayına sokmakta ve rakiplerini zorlamakta hiç vakit kaybetmiyor. İzleyici kitlesini her geçen gün daha da arttıran Disney +, genç izleyici kitlesine hitap eden yapımlarına bir yenisini daha ekledi. 'Magic Camp', eğlence ve komedinin bir arada olduğu bir yapım. Oyuncuları arasında; 'Adam Devine', 'Jeffrey Tambor', 'Gillian Jacobs', 'Nathaniel Logan McIntyre', 'Cole Sand' ve 'Isabella Crovetti' bulunuyor.



MAGIC CAMP KONUSU

Sihirli kampın sahibi Roy Preston, eski  başarılı öğrencisi Andy'i sihirbazlık kariyerini yeniden canlandırmak için yanına çağırır ve ona iş teklifinde bulunur. Bu teklifi kabul eden Andy, sihir kampına danışman olur, gençleri yetiştirmek ve onlarla güzel vakit geçirmek için elinden geleni yapar. Ancak kampın sahibi Roy Preston, Andy'nin eskiden dostu olan ancak artık azılı rakibi olarak gördüğü Darkwood'u da danışman olarak işe almıştır.



UMUDA YOLCULUK

Filmde Andy ve Darkwood karakterleri geçmişte ortak oldukları bir sihir gösterisi sergilemektedirler ancak bazı anlaşmazlıklar sonucunda ortaklıkları bozulur. Darkwood çok başarılı ve şöhret sahibi olmasına rağmen Andy'nin işleri pek yolunda gitmez. Ancak sonradan Andy, geçmişte sarıldığı umut ışığını tekrardan keşfeder ve yetiştirdiği öğrencilere de örnek olur. Filmin alt metninde; gençlerin daima hayallerinin peşinden koşması ve hiçbir zaman umutsuzluğa kapılıp hedeflerinden vazgeçmemesi mesajı yer alıyor.






EĞLENCE VE KOMEDİ BİR ARADA

Genç kuşak izleyici kitlesinin beğenerek izleyeceği Magic Camp, 'Disney+'ın kaliteli çocuk yapımları arasında yerini alıyor. Film boyunca izleyici, kendisini Andy karakteriyle özdeşleştirerek empati kuruyor ve karakterin yaşadığı umut savaşını benimseyerek kendisini karakterle özdeşleştiriyor. Amerikalı komedyen 'Adam Devine'ın Andy karakteri performansı kesinlikle görmeye değer.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY



VIN DIESEL'DEN YENİ NESİL SÜPER ASKER FİLMİ BLOODSHOT



DURDURULAMAZ GÜÇ

  Amerikan çizgi roman şirketi 'Valiant Comics'in aynı isimli çizgi romanından uyarlanan 'Bloodshot: Durdurulamaz Güç', vizyondaki yerini aldı. Başrolünde aksiyon filmlerinin vazgeçilmez ismi 'Vin Diesel'in yer aldığı yapımın yönetmen koltuğunda ise 'Dave Wilson' oturuyor. Bilim kurgu, macera ve aksiyonun hız kesmeden devam ettiği 'Bloodshot', özellikle süper kahraman filmlerinden hoşlananların beğenerek izleyeceği türde bir yapım. 



BLOODSHOT KONUSU

Asker Raymond Garrison ve eşinin öldürümesinin ardından, bilim insanları yüksek nano teknoloji sayesinde Garrison'ı Bloodshot olarak tekrardan hayata döndürürler. Bloodshot, artık ölümsüz bir süper asker olmasına rağmen hafıza kaybı yaşar ve kendisi gibi özel yeteneklere sahip askerlerin arasına katılır. Zamanla hafızasını toparlayan Bloodshot, kendisine ve karısına tuzak kuranların kim olduğunu hatırlar ve amansız mücadele başlar.
Filmin oyuncuları arasında; 'Vin Diesel', 'Eiza González', 'Sam Heughan' ve 'Guy Pearce' bulunuyor.



SÜPER KAHRAMAN MİTİ

Filmdeki Raymond Garrison karakteri, öldürüldükten sonra süper güçlere sahip bir kahraman olarak geri döner ve kendisine tuzak kuranlardan intikamını almak için mücadeleye girişir. İtalyan göstergebilimci ve düşünür 'Umberto Eco', 'Ertelenmiş Kıyamet' adlı kitabındaki 'Süperman Miti' bölümünde, süperman imgesini ele alır. Belirli bir kesimin tipik miti olduğunu vurgulayan Eco, bu sembolik imgenin insanların hiçbir şekilde özdeşleşemeyeceği bir imaj olmadığını vurgular. Eco, insanların bu tip süper kahraman imgeleriyle özdeşleşerek sıradan vasat hayatlarını telafi edecek bir süpermenin türeyeceğini gizlice hayal ettiklerinin altını çizer. Filmde de gördüğümüz üzere, Raymond karakteri de aslında bir nevi Eco'nun söz ettiğini simgeliyor. Raymond karakteri başına gelenlerin hesabını sormak için bir tür süper kahramana dönüşüyor ve kötülerden intikamını alıyor.


AKSİYON VE MACERA İÇ İÇE

45 milyon dolar bütçeyle çekilen Bloodshot; olağanüstü görsel efektleri, aksiyon ve maceranın hız kesmeksizin aktığı bir film. Süper kahraman filmlerinden hoşlananların beğenerek izleyeceği türde bir gişe yapımı. Ayrıca usta aktör 'Guy Pearce'ın canlandırdığı kötü adam karakteri Dr. Emil Harting'de görmeye değer.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY





1 Eylül 2020 Salı

NETFLIX'TEN EĞLENCELİ BİR AİLE FİLMİ: THE SLEEPOVER




MACERA BAŞLIYOR

 'Netflix' platformunda yayınlanan aksiyon ve macera dolu aile filmi 'Sürprizli Gece (The Sleepover)', yayına girdi. Anneleri Margot'u korkak ve ürkek olarak tanıyan iki kardeş Clancy ve Kevin, bir gün annelerinin ortadan kaybolmasıyla aslında tanık koruma programında bulunan usta bir eski hırsız olduğunu öğrenirler. Margot, bulaştığı pis işleri geride bırakmak için aile kurup sakin bir hayat sürmek istemiştir. Ancak çete üyeleri, hırsızlıkta usta olan Margot'u son bir defa daha soygun yapması için tehdit eder ve kaçırırlar. İki kardeş Clancy ve Kevin, annelerinin son teknoloji casusluk aletlerini yanlarına alarak bir kurtarma ekibi oluşturur ve çılgın bir maceraya atılır. Oyuncuları arasında;  'Sadie Stanley', 'Maxwell Simkins', 'Cree Cicchino', 'Lucas Jaye', 'Malin Akerman', 'Ken Marino' ve 'Joe Manganiello' bulunuyor. Yönetmen koltuğunda 'Trish Sie'nin oturduğu filmin senaryosu ise 'Sarah Rothschild'e ait.




KAHRAMAN ANNE

 Margot karakteri, her şeyi geride bırakıp  anne olma yolunda giderken bir anda suç dolu geçmişi tekrardan önüne çıkıyor. Ancak bu defa Margot geçmişiyle arasına bir set koyup doğru yolu seçerek çocuklarına ve eşine örnek ve takdir edilesi bir anne olduğunu gösteriyor. Burada Margot karakteri üzerinden çocuğun gözündeki psikolojideki annelik olgusu işleniyor. Başta annelerini ürkek ve güçsüz gören çocuklar sonrasında gelişen olaylar sayesinde annelerinin aslında korkusuz ve cesur olduğunu görüyorlar. Psikanalist, edebiyat teorisyeni ve postyapısalcı felsefeci 'Julia Kristeva', 'Kadın Dehası' adlı kitabının giriş bölümünde; "Bir zamanlar bazıları tarafından karalanmaya çalışılan annelik, bilimin de yardımını alarak, en temel kadınlık yeteneği olarak yeniden kendini dayattı" der. Filmde Margot karakterinin de gücünü (Kristeva'nın belirttiği gibi) en temel kadınlık yeteneği olan annelikten aldığını görüyoruz. 




ADRENALİN YÜKLÜ BİR MACERA

'Netflix'in macera, komedi ve aksiyon dolu aile filmi 'The Sleepover', özellikle genç kuşak izleyici kitlesinin beğenerek izleyeceği türde bir yapım. Bir gece içerisinde başlarına gelmedik kalmayan aile bireyleri; atıldıkları macera sayesinde birbirlerini hem daha iyi tanıyor, hem de aralarındaki bağ daha da  çok güçleniyor. Aslında filmde bir yandan bu mesaj verili yor; atıldığımız her zorlu macera ve her yola çıkış, bizi olgunlaştırarak daha çok güçlendiriyor ve gerçekleri görerek birbirimize daha sıkı bağlanmamızı sağlıyor.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY

YARIN YOKMUŞ GİBİ: PALM SPRINGS



DÖNGÜDEKİ AŞIKLAR

Konusu itibariyle 1993 yapımı 'Bugün Aslında Dündü (Groundhog Day)' filminin izinden giden 'Palm Springs', zaman döngüsünün içerisine hapsolan bir çiftin öyküsünü merkezine alıyor. Eğlencenin tavan yaptığı bu romantik komedi filminin yönetmen koltuğunda 'Max Barbakow' oturuyor. Filmin senaryosu ise 'Andy Siara'ya ait. 'Palm Springs', aynı günün tekrar tekrar yaşanmasını işleyen zaman döngüsü filmlerine çok güzel bir örnek. Öyle ki; kahramanların başına gelenleri ve duruma verdikleri tepkileri izlerken kahkahadan kırılacağınız türde bir yapım. Filmin oyuncu kadrosunda;'Andy Samberg', 'Cristin Milioti' ve Oscar ödüllü oyuncu 'J. K. Simmons' yer alıyor. Klişe komedi filmlerinden sıkıldıysanız, izlerken zamanın su gibi aktığı 'Palm Springs' filmini kesinlikle kaçırmayın. Dünya prömiyerini 'Sundance Film Festivali'nde yapan film; 'Neon' ve 'Hulu' şirketleri tarafından yayın hakları 17,5 milyon dolara satın alınarak festival tarihinin en yüksek antlaşmasına damga vuran yapım oldu. 


PALM SPRING KONUSU

Rahat bir karakter olan Nyles, Palm Springs'te bir düğüne katılır. Ancak bir kaza sonucu kendisini aynı günü tekrar tekrar yaşadığı bir zaman döngüsünün içerisinde bulur. Düğünün baş nedimesi Sarah'ı da istemeden bu döngüye haps edince, işler iyice içinden çıkılmaz ve karışık bir hal alır.






EBEDİ TEKRAR

Bir döngünün içerisine hapsolan Nyles, düğünde tanıştığı Sarah'ı da istemeden bu döngünün içerisine hapseder. Bu süreçten sonra İkili, her gün tekrar ve tekrar aynı düğün gününü yaşamaya mahkum olur. Bu döngünün alt metninde Alman felsefesine bir gönderme vardır. Alman filozof 'Friedrich Nietzsche' döngüselliği ele aldığı 'Bengi Dönüş' adlı kuramında; zaman kavramının döngüsel bir formda olduğunu ve olayların bu döngüsel süreçte defalarca yinelenmiş olduğunu ve sonsuza kadar da yineleneceğini tezini öne sürer. 'Nietzsche'nin 'Bengi Dönüş' kuramını, filmde döngünün içerisine hapsolan Nyles ve Sarah karakterleri üzerinden görüyoruz.





KEYİFLİ BİR KOMEDİ

Keyifli ve eğlenceli bir film olan 'Palm Springs', klişe romantik komedi filmlerinden sıkılanlara ve farklı bir yapım arayanlara kaçırmaması gereken bir fırsat sunuyor. Aşkın her zorluğu atlatmada en büyük anahtar olduğunu gösteren film, doksan dakikalık süresi boyunca sizi kahkahaya boğacak bir yapım.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY



ERTELENMİŞ BİR KIYAMET: INTO THE NIGHT





GECENİN SONSUZLUĞUNA YOLCULUK 

Polonyalı bilim kurgu yazarı 'Jacek Dukaj'ın 'The Old Axolotl' adlı romanından esinlenilerek yaratılan Belçika yapımı 'Into The Night' dizisi, aksiyon ve maceranın durmaksızın arttığı bir yapım. Başrollerinde son dönemde kaliteli yapımlarda yer alarak adından sıkça söz ettiren Türk kökenli Alman oyuncu 'Mehmet Kurtuluş' yer alıyor. Farklı bir kıyamet hikayesini konu alan dizi 6 bölümden oluşuyor. Her bölümü izleyiciyi soluksuz bırakan yapımda heyecan ve macera katlanarak çoğalıyor. Benzer konuları işleyen yapımlardan sıkılanlar ve usananlar için 'Into The Nıght' kesinlikle biçilmiş bir kaftan. Ayrıca dizi oyuncuları, 'Into The Nıght'ın yakın zamanda 2. sezon onayını aldığını kısa bir tanıtım videosuyla duyurdu.









INTO THE NIGHT KONUSU

Gizemli bir kozmik olayın gerçekleşmesi sonucu Güneş ışınları yaşayan tüm canlıları için artık bir ölüm tehditidir. Ancak bu bilgiden dünyanın karanlık tarafında kalan insanların haberi yoktur. Bu bilgiye sahip olan Nato'da görevli binbaşı Terenzio, gece yarısı Brüksel havalimanına gelerek Moskova'ya uçacak olan uçağı hayatta kalmak için kaçırır. Her şeyden habersiz yolcular bunun bir kaçırma olayı mı yoksa gerçekten de doğa üstü bir tehlikeyle mi karşılaştıkları sorusuyla karşı karşıya kalırlar. Fakat çabuk karar vermeleri gereklidir çünkü güneşin doğmasına az bir zaman kalmıştır.
'Into the Nıght'ın yaratıcısı; 'Narcos', 'Hakan: Muhafız' ve 'Atiye' dizilerinin senaryo ve yapım ekibinde yer alan isim 'Jason George'. Dizinin oyuncuları arasında; 'Pauline Etienne', 'Laurent Capelluto', 'Mehmet Kurtulus', 'Babetida Sadjo', 'Jan Bijvoet' ve 'Ksawery Szlenkier' gibi isimler yer alıyor.

 



GÜNEŞİN KARANLIK YÜZÜ

Kaçırılan bir uçakta başlayan yüksel gerilimli bir mücadele kendisini kıyametten sağ çıkma savaşına bırakıyor. Uçakta yer alan insanların panik ve korkunun birlikte getirdiği baskı sonucunda yaşadıkları psikolojik çatışmalara tanık oluyoruz. Güneşe karşı başlatılan bu kaçış, bir anda yaşam ve hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Filmde işlenen farklı türdeki bilim kurgu konusu; aslında insanlığın hep aklında olan, işlenen ve düşündüren bir konu. Fransız sosyolog ve filozof 'Jean Baudrillard', 'Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?' adlı kitabında; "Hemen her zaman bizim üstünde yer almadığımız, var olmadığımız bir dünya düşlemedik mi? İnsanlardan yoksun, hiçbir insani müdaheleye izin verilmeyen şiirsel bir dünya hayal etmedik mi?" der. Burada Baudrillard, insanların geçmişten günümüze dönüp dolaşıp bu konu üzerine kafa yorduğundan bahsediyor. Aksiyonu ve macerası bol olan kıyametten kaçış ya da ertelenmiş bir kıyamet senaryosu her daim izleyici çeker. Bu türün en iyi örneklerini; '2012', 'Independence Day' ve 'The Day After Tomorrow' gibi kıyamet filmleriyle tanıdığımız Alman asıllı yönetmen 'Roland Emmerich'in dev bütçeli yapımlarında görebilisiniz.
'Into The Night'; kıyamet ve felaket türündeki yapımlara hasret kalanların beğeniyle ve heyecanla izleyecekleri güzel bir bilim kurgu dizisi.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY



17 Ağustos 2020 Pazartesi

BARBARLARI BEKLERKEN (WAITING FOR THE BARBARIANS)







ŞİDDETİN KARANLIK YÜZÜ

Dünya prömiyerini 2019 yılındaki 76. Venedik Film Festivali'nde yapan 'Barbarları Beklerken (Waiting For The Barbarians)', 2003 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan Güney Afrikalı yazar 'J. M. Coetzee'nin aynı adlı kült romanından uyarlandı. Başrollerini; Johnny Depp, Oscar Ödüllü Mark Rylance ve Robert Pattinson'ın paylaştığı filmin yönetmenliği ise Kolombiyalı 'Ciro Guerra'ya ait. Barbarları Beklerken, yansıttığı dönemin atmosferi ve muazzam görselleriyle türü severler için muhteşem bir başyapıt. Ayrıca filmde barbar olarak nitelendirilen insanların aslında ne kadar merhametli ve zararsız olduklarının altı çiziliyor. İçerdiği yoğun şiddet ve vahşet sahneleri sebebiyle kesinlikle midesi sağlam olanların izlemesi gereken bir yapım.



BARBARLARI BEKLERKEN

1970'lerin Güney Afrikası'na göndermeler yapan filmde; sınırlarını oldukça genişletmiş isimsiz bir imparatorluğun yakınında yaşayan barbarlar sözde ayaklanmaya kalkışacaktır. Sakin bir emeklilik geçirme hayalleri kuran bölgenin yöneticisi, ayaklanmayı bastırmak üzere gönderilen Albay Joll ve adamlarının gelmesiyle bir anda neye uğradığını şaşırır. Çünkü  Albay Joll, işkencelerin ve acısmasızlığın adeta bir sembolüdür.






ACIMASIZ KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI

Albay Joll karakterinin uyguladığı insanlık dışı sorgulama yöntemleri ve sonrasında bölgenin yöneticisine karşı takındığı normal tavır aslında felsefi bir türe gönderme yapıyor. Alman siyaset bilimci ve filozof 'Hannah Arendt',  'Kötülüğün Sıradanlığı' eserinde Nazi Almanyası'nda Yahudileri toplama kamplarına ve gettolara nakil işlemlerinden sorumlu ve Yahudi soykırmının mimarı olarak anılan SS yetkilisi 'Adolf Otto Eichmann'ı ele alır. Aslında Eichmann'ın duygusuz ve bilinçsiz bir şekilde sadece verilen emirleri yerine getiren bir görevli olduğunu aktarır; "Davalının kendisini bir insan olarak değil de sadece bir görevli olarak hareket etmesine, bu görevde kendisinin yerine kuşkusuz başka birisinin de olabileceğine dayanak savunması... sadece istatiksel olarak bekleneni yaptığını." sözleriyle açıklar. Filmdeki Albay Joll karakterinde de aynı Arendt'in belirttiği gibi büyük bir soğukkanlılıkla sadece ona verilen görevi duygusuzca ve kalpsizce bir şekilde yerine getirdiğini görüyoruz.



KÖTÜLÜĞÜN SONSUZ YANKISI

'Barbarları Beklerken' filminde; 'Johnny Depp', çok az diyalogla muhteşem bir oyunculuk sergiliyor. Korkunç derecede donuk bakışlarıyla izleyicinin tüylerini diken diken ettiği sahneler yer alıyor. Oscar Ödüllü oyuncu 'Mary Rylance' ise dramatik sahneleri öylesine büyük bir ustalıkla sergiliyor ki, etkilenmemek elde değil. Dramatik sahnelerin usta oyuncuların başarılı performanslarıyla birleşen 'Barbarları Beklerken' filmi, kesinlikle izlenmeyi hak ediyor.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY


14 Ağustos 2020 Cuma

NETFLIX'İN BİLİM KURGU FİLMİ GÜÇ PROJESİ (PROJECT POWER)






SÜPER KAHRAMANLAR ÇAĞI BAŞLIYOR

Oscar Ödüllü oyuncu 'Jamie Foxx' ve 'Joseph Gordon-Levitt'in başrollerini paylaştığı bilim kurgu filmi 'Project Power', 'Netflix''in platformunda yerini aldı. Aksiyon ve maceranın bir an olsun durmak bilmediği film 85.1 Milyon dolar bütçeye sahip. Olağanüstü görsel efektleri ve akıl almaz savaş sahneleriyle süper kahraman filmi severlerin beğeniyle izleyecekleri türde bir yapım.



PROJECT POWER 

İnanılmaz güçler kazandıran bir hap New Orleans sokaklarına dağılmıştır. İnsan DNA'sında gizli olan genetik potansiyeli ortaya çıkaran ve bir tür evrim geçirmesini sağlayan hap, her kullanıcıya farklı güçler kazandırır. Hapın şehirde hızla yayılması suç oranını ciddi oranda arttırır. Ancak askeri bir geçmişe sahip olan Art, Frank adlı polisi ve Robin adlı genç bir kızı da yanına alarak bu sürece dur diyecektir.
Yönetmenliğini 'Henry Joost' ve 'Ariel Schulman'ın yaptığı filmin senaryosu ise 'Mattson Tomlin'e ait. Oyuncuları arasında; 'Jamie Foxx', 'Joseph Gordon-Levitt', 'Dominique Fishback' ve 'Rodrigo Santoro' gibi ünlü isimler yer alıyor.




YENİ GELECEK EVRİM ÇAĞI MI?

'Poject Power' filmi; 'Robert De Niro' ve 'Bradley Cooper'ın başrollerinde yer aldığı 2011 yapımı Amerikan bilim kurgu filmi 'Limit Yok' (Limitless) ve 2014'te 'Luc Besson'un yönettiği Fransız bilim kurgu filmi 'Lucy''nin izinden gidiyor. Bu yapımlarda da insanın fiziksel limitlerini sonuna kadar zorlamasını sağlayan ütopik haplar sayesinde insan ırkının evrimde bir sonraki aşamaya geçmesi sağlanıyordu. Ancak sonrasında bu kontrolsüz gücün getirdiği korkunç sonuçlar ve yıkımların da altı çiziliyordu. 'Porject Power'da da aynı şekilde benzer yapımlarda olduğu gibi; insanlara vaat edilen bu muhteşem gücün sonunda acı ve yıkım getirdiğini bir kez daha görüyoruz. Filmde insanlara mucizevi bir güç bahşeden hap, aslında hayvanlarda bulunan yeteneklerin insan genetiğinde de gizli olduğu ve hapında bu gücü ortaya çıkardığını görüyoruz. Aslında burada felsefedeki güç istenci teriminin altı çiziliyor. 20. yüzyıl retorik sentezcisi olan ve Rumen filozof 'E. M. Cioran', 'Tarih ve Ütopya' adlı yapıtında "Güce susamışlığı şu ya da bu derecede hissetmemiş olanlar pek nadirdir, tabiatımızda vardır o."der. Tıpkı 'Project Power' filmindeki güce karşı koyamayan insanlarda gördüğümüz gibi gibi.

İyi Seyirler Dilerim

EFE TEKSOY